Dedim ya benim kafam ekonomiye hiç basmaz. Bassa bir yanımdan belli olurdu zaten. Hatta emekli maaşı 7500 TL alıyordum. Hükümetimiz “Emekliler hadi yine iyisiniz. Size de yüzde 25 zam yaptım” diye müjde verdi. Aylığı alınca elime yine 7500 TL elime geçti. Çünkü zam kök maaşa yapılırmış. 13 yıldır emekliyim. Kök maaşı da ilk kez duydum.
Hükümet, vatandaşına yalan söyleyecek değil ya. 7500 TL olan maaşıma yüzde 25 zam yapmışsa yapmıştır. Eğer ben yapılan zamma rağmen hala aynı maaşı aldığıma akıl erdiremiyorsam, kafam ekonomiye basmadığı içindir. Ama faiz oranlarının yükselmesi, yapılan zamlara rağmen maaşların yerinde sayması, önümüzdeki günlerde enflasyonun şahlanarak üzerimize bir tufan gibi çökeceği aşikârdır. Bak buna kafam basar işte. Allah yardımcımız, Boz Atlı Hızır yoldaşımız olsun.
Daha 4 gün önce Anadolu Ajansı tarafından servis edilen bir haberde; “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in imzasıyla kamu kurumlarına gönderilen genelgede, deprem kaynaklı maliyetler haricinde tüm harcamaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği belirtilerek, tasarruf takibinin tavizsiz sağlanacağı” bildirilmişti.
Kamuda tasarruf deyince aklınıza hemen Türkiye’de resmi plakalı 125 bin araç olduğu gelecek. Ama ben araçlardan bahsetmeyeceğim. Saray yavrusu devlet dairelerinden de bahsetmeyeceğim. Malum, “İtibardan tasarruf olmaz!”
Uşak’ta bitmek bilmeyen yatırımlardan ve festivallerden bahsedeceğim. İnanının konu bulamadığım için falan değil, ısrarla Uşak’ın bitmeyen yatırımlarını gündeme taşıyarak bir an önce benim bahtsız ve gözlerden uzak memleketimin bir an önce kalkınmasını isteğim için bıkmadan usanmadan yazacağım.
Aslında temcit pilavı gibi dönüp dönüp aynı şeyleri yazmaktan nefret ederim. Ama yerel basında okumuşunuzdur. Uşak’ın 10 yılı aşkın zamandır bitmeyen hepsi hepsi 29 kilometrelik Güney Çevre Yolu’nda yeni yapılmasına rağmen patlamalar çatlamalar ve çökmeler olmuş.
Yılar evvel dönemin Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım Uşak’ta yolun 80 milyon TL (50 milyon Dolar)’a mal olacağını söylemişti. Neredeyse 12. yılına giren ve bir türlü tamamlanmayan bu yolun maliyeti şimdi 2 milyar TL’yi geçmiş durumda.
Birde hizmete girmeden patlayan çatlayan ve çöken yerleri hesap edin. Ondan sonra; “İşçiye, memura ve emekliye daha fazla zam yaparsak mali dengeler bozulur” hep aynı teraneler…
İşte Millet Bahçesi. Geçende yazdım. Maliyeti 9,5 kat artmış. Artan maliyet nereden karşılanıyor? İşçinin, memurun emeklinin cebinden.
Kamuda tasarruf yapılacakmış. Uşak Belediyesi bizden aldığı yol, su, kanalizasyon, ÇTV, emlak, tabela….vs. gibi vergilerle iki yazdır festivalsiz gün geçirmiyor. Sağ olsun.
Hakkını yemeyeyim. Şu an düzenlediği “Tiyatro Festivali” tam benim gönlüme göre; Uşak’ın sanatsal ve kültürel yaşamına büyük katkı sunacaktır. Zihni Göktay gibi duayen bir sanatçıyı, Cemal Hünal, Uşaklı Mehmet Pala, Merve Sevi gibi daha bir çok ünlü ve sanatını icra eden gerçek sanatçıları Uşak’ta görmek büyük bir keyif. Başkan Sayın Çakın ve emeği geçen belediye emekçilerine bu festivale özel içtenlikle teşekkür ederim.
Festival de yapılsın. Uşak ve Uşaklı için ihtiyaçtır. Ama öz ve öz yapılsın. Tiyatro Festivali gibi Uşak’a katkı sağlasın. Yoksa her gün festival adı altında Uşaklının paralarını savurmakla kamuda tasarruf sağlanmaz.
İyi ki Uşak’ta şu LGBT bayrağı açılması olayı yaşandı da tüm sıkıntıların üstü gök kuşağı bayrağı ile örtüldü.
Yoksa enflasyonu, yıllardır bitmeyen ve milletin parasının boşa harcandığı yatırımları konuşmak zorunda kalacaktık.
İktidar partisi temsilcilerinin iye Uşaklıya zahmet edip bir açıklama yapma gereğini duymadığını sorgulayacaktık.
Halk enflasyonla cayır cayır yanarken, lahana gibi içine dürülen muhalefet partilerinin niçin sessiz kaldığını sorgulayacaktık. Şimdi LGBT bayrağını konuşuyoruz.
Ben de Uşak’ın sorunları yerine homofobik söylemlerde mi bulunayım? O daha çok okunur değil mi?
Peki, başım gözüm üzerine…
Salih KILINÇ