Önceki gün, yani 25 Şubat, Azerbaycan’ın Hocalı köyünde tam 613 canın Ermeni güçler tarafından katledilmesinin 33. Yıldönümüydü. Aylar süren saldırılarını 25 Şubat 1992'de yoğunlaştıran Ermeniler, gece Sovyet Rus ordusunun o zaman Hankendi'de bulunan 366. motorize alayının da yardımıyla Hocalı'ya üç koldan saldırdı.
Sadece işgalle yetinmeyen Ermeniler, sivilleri toplu şekilde öldürerek, esirlere acımasızsa işkence yaparak 20. yüzyılın en kanlı katliamlarından birini gerçekleştirdi.
Daha önce 7 bin kişinin yaşadığı Hocalı'da savunmasız durumdaki 106'sı kadın, 70'i yaşlı ve 63'ü çocuk 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı kurtuldu, Ermeni güçleri 1275 kişiyi esir aldı, bunların 150'sinden hala haber alınamadı.
HOCALI KATLİAMININ BİR BENZERİ 104 YIL ÖNCE DENİZLİ VE UŞAK ARASINDA YAŞANMIŞTI
Hocalı Katliamı 20. Yüzyılın son ve en korkunç katliamlarından birisi olmuştu. Ne garip bir taesadüftür ki; Uşak ve Denizli arasında bulunan bir köyde de 20. Yüzyılın başında buna benzer bir katliam yaşanmış ve 83 canımız hunharca katledilmişti.
Geçtiğimiz yaz, üyesi olmaktan onur duyduğum “Uşak 21. Gün Kitap ve Sanat Kulübü” üyesi ve canlarımızla Işıklı Gölü’nde bulunan nilüferleri görmek için düzenlediğimiz gezi sırasında Denizli’nin Çivril ilçesinde bulunan Cabar köyünde bulunan bu şehitliğe de uğramış, öyküsünü de grubumuzun lideri Dilşat ve eş Ali’nin biricik çocukları küçük “İndiana Jones” 11 yaşındaki Mehmet Zeki’den dinlemiştik.
Cabar Şehitliğinde bulunan 83 mezarın üzerinde nazlı gelinciklere benzeyen kırmız beyaz Türk bayrakları beni çok etkilemişti. Şimdi dilersiniz, küçük dostum Mehmet Zeki’nin anlattıklarından ve Genelkurmay Başkanlığı arşivlerinden bu korkunç katliamın acı öyküsünü öğrenelim.
MANİSA AYDIN UŞAK VE ÇİVRİL İŞGAL EDİLİR
1.Dünya Savaşı sonrası,30 Ekim 1918 Tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesine göre; ''İtilaf Devletleri kendi güvenliklerini tehdit eden herhangi bir durum ortaya çıkarsa stratejik noktaları işgal edebileceklerdi. ''Bu maddeden hareketle Osmanlı Devleti toprakları, dört bir koldan işgal edilmeye ve paylaşılmaya başlanır.
15 Mayıs 1919 günü sabahın erken saatlerinde İtilaf Devletleri'nin desteklediği Yunan Ordusu, İzmir'i işgale başlar. Yunan kuvvetleri, kısa sürede Manisa, Aydın ve Uşak'ı işgal ederler. Çivril topraklarına kadar yaklaşan Yunan birlikleri ,8 ocak1921 tarihinde Çivril'i işgal eder .Bu işgal,daha çok keşif amaçlıdır ve 10 gün sürer.
İŞGALCİ YUNAN ASKERLERİNİ ÖLDÜRÜRLER
516 Gün sürecek olan Çivril'in ikinci işgali ise,1 Nisan 1921 tarihinde, Cuma günü başlamıştır. İşgal için Çivril'e Bulkaz (Gürpınar o zamanlar Uşak ilçesine bağlı bir köy) istikametinden gelen Yunan askerlerine ilk karşı koyanlar Kuvayimiliye güçleri ve Cabar köylüleri olmuştur. Alatepe çatışmaları'nda Türk topçusu ilk ateşe Gökbaşlı üzerinden inen Yunan askerlerine kayıplar verdirilmişti. Aynı gün Naldanlı mevkiindeki çatışmada 4 Yunan askeri öldürülmüş, biri yaralanmıştır. Bu olay Cabar baskınının nedeni olmuştur. Bugün yaşanan acı olaydan sonra Çivril işgal edilir.
GÜN IŞIYANA KADAR KÖYDE HERKESİ KATLEDERLER
Cabar Köyü için ise asıl acılar bundan sonra başlayacaktır.1 Nisan'ı 2 Nisan'a bağlayan gece yarısı bir grup Yunan askeri, Cabar köyünün direnişinin intikamını almak ve çevreye gözdağı vermek için köye gelir. Gece baskını şeklinde gerçekleşen Cabar Katliamı, Yunan işgal yöntemi olan yakmak, yıkmak ve toplu kıyımın en acı örneğidir. Bu amaçlarla,köyün içine beşer onar dağılan Yunan askerleri, bütün evleri ateşe vermeye başlar. Bunların gürültüsü ile uyanan, gündüz Naldanlı'da Yunan'la çarpışan beş kişi, silahsız olarak birden dışarı çıkarlar.B unları gören Yunan askerleri, köy odasının yanındaki dibek taşının etrafında, süngü darbeleriyle beşini de şehit ederler.
Bu kişiler; Çalıklar'ın İbrahim,Panguduzoğlu, Mahmut, köyün hocası Çomcaoğlu Ali, Sarı Musaoğlu Mustafa ve Karayeğen oğlu Mustafa'dır. Yangınlardan canını kurtarmak için dışarı çıkanlar ise ya süngülenerek ya da kurşunlanarak öldürülür. Çoluk-çocuk, kadın-erkek, yaşlı-genç demeden başlayan bu toplu kıyım gün ışıyana dek devam eder.
Cabar olayıyla ilgili, Genel Kurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan yayının 11 Nisan1921 tarihli bölümünde ''Yunanlıların , bir subayın öldürüldüğünü bahane ederek Çivril'in Cabar köyünü yaktığı ve köy halkının tamamen öldürüldüğü öğrenilmiştir.'' şeklinde bir bilgi bulunmaktadır.
Tarihin bu kara gecesinde, her birinin ayrı ayrı öyküsü olan 83 can şehit edilmiştir.
Cabar Katliamı'nın 100. yıl dönümü dolayısıyla şehitlerimizin anısına ''CABAR MİLLİ MÜCADELE ŞEHİTLİĞİ ve ANITI'',02.04.2021 tarihinde Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından açılmıştır.
Olaydan sonra bölgede "Cabar Ağıdı" ya da diğer adıyla "Cabar Türküsü" yakılmıştır. Bu türkü, geçtiğimiz yıllarda bestelenmiştir.