Bahsettiğim güzellik; “Yeraltındaki Pamukkale” olarak da tabir edilen komşumuz Denizli iline bağlı Honaz İlçesinde bulunan “Kaklık Mağarası” dır. Bu mağarayı da ilk turizme açan kimdir biliyor musunuz? 2002 yılında dönemin efsane Valisi merhum Sayın Recep Yazıcıoğlu’dur. Allah rahmet eylesin.

Kaklık Mağarası’na defalarca gitmişliğim vardır. Uşak Rota Dağcılık canları ile unutulmaz bir gezi yapmışlığım, sonra Uşak’a gelen çok sayıda misafiirmi bu doğa harikası mağarayı gezdirmişliğim vardır.

Kaklık Mağarası, Denizli Ankara karayolunda Denizli il merkezine 30 km. mesafede Honaz ilçesi Kaklık Kasabasındadır. Uşak’a uzaklığı, 50 dk. (49,8 km) dir.

Mağaralar insanların ilk doğal barınaklarına oluştururlar. Bu nedenle uzun yıllardan beri araştırmacıların dikkatlerini üzerlerine çekmiş ve ayrıntılı araştırmalara konu olmuştur. Ancak bu özelliklerinin yanında mağaralar içlerinde sakladıkları gizli güzelliklerin keşif ve seyrinin insanlara verdiği mutluluk, mağaracılığın son yıllarda bir bilim dalı olarak karşımıza çıkarmaktadır. Bunun yanında bir spor dalı olarak da karşımıza çıkmaktadır. Kaklık Mağarası damlataşı, sarkıtları ve dikitleriyle süslü olup, Pamukkale’de bulunan travertenlere benzer, traverten basamaklarıyla eşine rastlanmaz güzellikte olup, Küçük Pamukkale veya Mağara Pamukkale olarak adlandırılmaktadır. Mağara içerisinde bol miktarda termal su bulunmaktadır. Berrak, renksiz ve kükürt kokulu olan bu su varlığı bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.

Ayrıca mağaranın yakınında ziyaretçilerin istifadesine sunulmak üzere yapılan yüzme havuzu, küçük amfi tiyatro, seyir alanları, kafeterya ve kameriyeler Mayıs 2002 tarihinden itibaren turizmin hizmetine sunulmuştur.

Düden-kaynak, çöküntü obruğu konumlu aktif bir mağara olan "Kaklık Mağarası’nın çevresi; Mesozoik kireçtaşları, Eeosen marn, kil, kumtaşı ve konglomeraları, miyosen-pliyosen yaşlı kil, kum, Marn ve kalkerler ile kuveternere ait traverten ve alüvyonlardan meydana gelmiştir.

Kaklık Mağarasının doğrudan gün alan ve sürekli damlayan veya akan duvarlarında, sık bir yosun ve küçük yapraklı sarmaşık türü bitkiler gelişmiştir. Aydınlanmaya bağlı olarak gün içinde yeşilin değişik tonlarını alan bu bitkiler, mağaraya ayrı bir güzellik katmıştır.

Valla canlar, Pamukkale’ye giderken yola bir saat erken çıkarsanız bu muhteşem doğa güzelliğini de görmüş olursunuz. Çünkü bu güzellik ölmeden görülmesi gereken bir güzelliktir.

(SALİH KILINÇ / GEZİ YAZILARI)

Editör: Seher ZEYBEK