Örneğin bir tanesi şöyle: “Salih Bey, ben birkaç hafta önce eşim ve çocuklarımla aracımla Gürcistan’ın Tiflis kentine gittim. Amaç, ülkemi de görmek ve incelmekti. Bildiğiniz gibi Gürcistan’a gidebilmek için yolun büyük bir bölümü Doğu Karadeniz’den geçmek durumundasınız. O, Trabzon, Ordu, Giresun ve Rize gibi illere Devletimiz ne yatırımlar yapmış? Ailecek şaşırdık kaldık.
Yazılarınız devamlı okurum. Sizin bir yazınızda, “Türkiye’nin asıl güneyi ve güneydoğusu Uşak’tır” tanımlamanız geldi. Gerçekten hiç hizmet gitmeyen kent bizim güzel Uşak’ımız. Çok utandık ve üzüldük. Uşak bu memleketin üvey evladı mı?” diye düşündük” diye yazmış.
Can okurlarımla bu tür diyaloglar bana inanılmaz keyif veriyor. Hepimiz daha güzel daha yaşanır bir Uşak istiyoruz. Tek derdimiz bu. Amaç; üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil.
Uşak, yıllardır tam bir proje çöplüğü, vaat çok icraat yok. Can okurum Trabzon ve Ordu’da ki tünellerden bahsetmiş. Uşak’ın da neredeyse 20 yıldır gizli tutulan bir tüneli var. Yanılmıyorsam Ulucak köy kavşağından mı ne başlıyor. O meşhur Taşyaran rampasının oralardan bir yerden çıkıyor. Kısaca o bizim meşhur çatal rampalarını by pass edecek bir projeydi. Kâğıt üzerinde kaldı.
Yeni stat projesi, ihalesi bile yapılmayan proje, kim bilir ne zaman biter. Yollar seni yaza yaza usandım. Uşak’ta hiçbir proje bitmiyor. Ona utandım.
Şu fotoğrafa iyi bakın. Uşak’ın vekilleri, belediye başkanları, iktidar partisi il başkanları eskileri yenileri hiç fark etmiyor. Uşak’a gelen devlet büyüklerine bakanlara falan Uşak halısı ve kilimi hediye ederler. Koşa koşa Ankara’ya giderler. Yine halı kilim hediye ederler.
İyi güzel de karşılığında Uşak için ne alabiliyorlar? Bırakın yatırımları falan bari o kilimlerin halıların bedeli edecek kadar bir eyler alabilseydiniz. Bedavaya gitmeseydi.
Şimdi 8 ay sonra belediye başkanlığı ve il genel meclisi seçimleri var. Şimdi iktidar kanadı başlayacak: “Efendim biz gönül belediyeciliği yapıyoruz da her belediyemiz pırıl pırılda. Uşak’a şu kadar yatırım yaptık da şu yatırımları da yapıyoruz da…”
Muhalefet de aynı teraneyi söyleyecek; “Efendim bunlar belediyeciliği bilmez de belediyeciliği gidin İzmir’de Eskişehir de görün….”
Kimse, Uşak’ın geri kalmışlığından, üvey evlat muamelesi görmemesinden bahsetmeyecek. (Bahsedecek kadar babayiğit olsaydı şimdi bahsederdi.)
Mesela beni çok huzursuz eden bir şey var. Yıllardır köylünün canı gibi koruduğu Muğla Akbelen ormanları bir avuç kömür uğruna katliama uğradı. Seçimler bitti. Vahşi hayvanların bile yapamayacağı vahşilikte Kaz dağlrına giren madenciler bu cenneti cehenneme çevirme yarışına girdi.
Acaba sıra Murat Dağlarına mı geldi? Murat Dağları konusunda çok endişeliyim. Murat Dağı’nın talan olmayacağına garanti verecek bir babayiğit var mı?
Artık Uşaklı sanayici de yatırım yapmak yerine Ka Ka Me’yi tercih ediyor
Ey Gözümün Çiçeği Uşaklım!
Şu ekonomik krizde Uşak’a hiç yeni yatırım falan bekleme. Bu konuda verilen sözlere de kanıp da oy verme. Uşak’a yapılan yarım kalmış ve atıl durumdaki yatırımların da yapılacağına hiç inanmıyorum.
Ekonomiden bahsetmişken, geçenlerde sanayi ile uğraşan bir dostumla sohbet ediyorduk. İşte yine bu yatırımların ekonomik kriz yüzünden tamamlanamayacağından falan bahsederken dostum dedi ki; “Salih Can, artık Uşak’ta da birçok yatırımcı ve sanayici yatırım yapmıyor. Pek çok yatırımcı, parasını Kur Korumalı Mevduat (KKM)’a yatırıyor.
Bence haklılar da. Algı yok, vergi yok, işçi ile uğraşma yok, Dolar inmiş çıkmış derdi yok. Yattığı yerden para kazanmak varken niye uğraşsın ki?”
Bence da haklılar. Hani bir ata sözü vardır; “Zenginin parası züğürdün çenesi” diye
Bu Ka Ka Me de onun gibi bir şey.
Fakirin parası zenginin kârı