En çok Türkiye, Suriye, Irak Azerbaycan ve Kırım gibi ülkelerde bayram olarak kutlanır ve çok büyük önem taşır. Peki, Hıdırellez nedir? Önemi nereden gelir? Dilerseniz kısaca bir göz atalım:

Halkımız arasında asırlardır dillendirilen bir söylentiye göre; Hızır ve İlyas peygamberler her yıl, bugünlerde bir kez buluşur, ayaklarının bastığı topraklar yeşerir, bolluk ve bereket gelir, herkese şifa dağıtırlarmış. Halk arasında yağın olarak, Hızır Peygamberin karada, başı darda olan insanalar yardımcı olduğuna, onlara yardımcı olduğuna, bolluk ve bereket getirdiğine, İlyas peygamberin de suların koruyucusu olarak suda sıkıntıda olan insanlara yardım ettiğine inanılırmış.

Türkiye ve Makedonya ülkeleri 2017 yılında yaptıkları bir ortak çalışmayla Hıdırellez kutlamaları ve şenliklerini “UNESCO Somut olmayan Kültürel Miras Envanteri ”ne kaydetmeyi başarmıştır.

“Aslında ‘Hıdırellez’ Türklerin insanlığa kazandırdığı bir ritüeldir”

Hıdırellez ya da Anadolu insanın tabir ile Hıdırellez, her ne kadar İslam dini ile ilişkilendirilse de kökeni İslamiyet Öncesi Orta Asya bozkırlarına kadar dayanmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre; Hıdırellez kutlamalarının ilk tarihi kayıtları Göktürk ve Hun Türkleri döneminde görülmektedir. Eski Türkler, doğada bulunan her maddenin, dağın, taşın, toprağın, ağacın, suyun bir ruhu olduğuna inanır, onun içinde doğadaki her maddeyi kozmik ve ruhsal  bir varlık olarak kabul ederlerdi.

Özellikle Ağaçların, Tanrısal boyutla da iletişim içinde olduklarına düşünürlerdi.

Dişil ve eril özellikler yükledikleri ağaçların, kovuklarını anne rahmi yani  “Hayat Ağacı” kavramı ile ilişkilendirir ve de ölmüş atalarının ruhlarına ev sahipliği yaptıklarına inanırlardı.

Bu yüzden Ağaçları sonsuz yaşam kaynağı olarak kabul ederlerdi.

“Kayınbaba, kayınbirader, kaynana gibi sözcükler de Hıdırellez ile ilgiliydi

O dönemin inanışlarına göre; her yıl Mayıs Ayının 6. günü, ‘Gök Sakallı Koca’ ya da ‘Ak Sakallı Koca’ adıyla bilinen Yaşlı Bilgeler gökyüzünden çok hızlı kanatlı Atlara biner ve elinde bir asa olduğu halde kozmik merkezler sayılan ağaçlara inerek baharı müjdelerlerdi.

İnanışa göre yeryüzüne indiklerinde tercihleri kayın ağacı olurdu. Çok ilginçtir, günümde kullanılan ‘kayınbaba, kayınbirader ve kaynana’ gibi sözcükler işte bu kayın ağaçlarının Hıdırellez ile ilgili bağlantılarından gelmekteymiş.

Ağaç yaprağı misali yeşil giyinen gök sakallı kocaların, çocukları olamayan kadınlara çocuk,  bebeklere isim, fakirlere rızık ve kendilerinden dilenen her türlü dileği yerine getirildiklerine inanılırdı.

Göktürkler ve Hunlar bu günde, bir araya toplanıp, büyükçe bir Ateş yakarlardı. Dilekler dileyerek üzerinden atlar ve şarkılar söylerlerdi.

Tüm gün süren bu kutlamalar da kurbanlar kesilir ve at yarışları düzenlenirdi.

Hızlı kanatlı Atlarla ile yeryüzüne Gök Sakallı kutsal kişinin  “Işık Hızıyla” ve çok hızlı hareket ettiği için, "Hız" daha sonra farklı kültür ve inanışlarda Hız-ır olarak geçmiştir.

Kendi kültürümüzün insanlığa mirası olan “Hıdırellez, tüm insanlığa kutlu olsun.

(SALİH KILINÇ / ARAŞTIRMA)

Fotoğraflar AA dan alınmıştır,

Editör: Seher ZEYBEK