Ama Canlar!...
Ne yalan söyleyeyim, ülkenin ekonomik gidişatından hiç de iyimser değilim. Hatta oldukça karamsarım. Ülke olarak hiç de iyi gitmediğimizi düşünüyorum. Her sabah gözümü açıyorum. Her şeye yüzde 50 zam, bu ülkede KDV’ye bile zam yapılıyor. Ben nasıl olaylara iyimser bakayım? Polyanna değilim ki…
https://www.yesilsivasligazetesi.com/ olarak Uşak’ta ihracatın düştüğünü haberlerimizde sizlere duyurmuştuk. Ne demek Uşak’ta ihracatın düşmesi? Fabrikaların düşük kapasite ile üretim yapması, kapasiteyi düşürürken de insanların işsiz kalması demek.
Esnaf işyeri açamıyor. Mevcut işyerini genişletemiyor. Malını satıp satmamakta kararsızlık yaşıyor. Çünkü yeni mal alırken kaça satacağını bilemiyor. Düğün sezonu ve Uşak’a yurt dışından gelen gurbetçiler olmasa hali harap. Buna rağmen ayakta zor duruyor.
İşçi, asgari ücretli, emekli, memur ne yapsın? Kirada falan oturuyorsa külliyen perişan. Dünyada tek dertleri kalmış, İnsanca ölebilmek…
Herkes sabah bir uyanıyor. Borcu bilmem kaç Dolar artmış. Hiç borçlanmasına döviz, altın alıp satmasına gerek yok. Hepimiz her sabah hiçbir şey yapmadan gözümüzü dünyaya borçlu açıyoruz.
Ne yazık ki dünya bilmem ne ekonomik kurul ya da bankası başında diye ithal ettiğimiz Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Sayın Hafize Gaye Erkan’ın Türk ekonomisini kurtarmaya yönelik, varlık fonundaki devlet kurumlarını satmak, vergileri artırmak ve özellikle Arap ülkelerinden para bulmaya çalışmak gibi politikaları bana hiç de gerçekçi gelmiyor.
Ekonominin düzelmesi için tek yol üretimin artması ve yeni pazarlar bulunmasıdır. Artırılan vergiler, vatandaşın cebindeki parayı yok yere eksiltmekten başka bir işe yaramaz. Para eksildikçe alış veriş de tamamen durur. Bunları bilmek için ekonomi profesörü olmaya gerek yok.
Bunca yıldır, ne 12 Eylül öncesi, ne 12 Eylül döneminde, ne 1994 5 Nisan krizi, ne 1998 Asya krizi ne de 2001 Anaysa kitabı fırlatılması sonrasında bu kadar yakıcı ve can alıcı kriz görmedim. O krizler çok kısa sürer kısa bir zaman sonrası her şey normale dönerdi. 2020 yılında başlayan pandemi sürecinde ve hemen ardından 2021 yılı Ekim ayında başlayan ekonomik kriz derinleşerek tüm toplumu yakıcı bir hale geldi.
En kötüsü de bu kez sadece ben değil, patronu, işçisi, memuru, esnafı ve emeklisi hiç kimsenin düzeleceğinden umudunun olmamasıdır. Umutsuzluk kadar kötü bir şey yoktur.
Bu söylediklerimin siyasetle, hükümeti kötülemekle hiçbir ilgisi yoktur. Ben her ne kadar düşüncelerimi dile getirme olanağı bulmuş bir gazeteci ve yazarsam da sonunda emekli maaşı ile geçinmeye çalışan ve yetmediği için çalışmaya devam eden bir TC vatandaşıyım. Ekonomik sıkıntı ve acıları ilklerime kadar hissediyorum.
Yok, Efendim, kadınlar açık saçık giyiniyormuş, yok ahlak bozulmuş. Geçin bunları. Ekonominiz bozuksa toplum olarak ahlakımız da bozulur. Bu kadar basit. Atalarımız bu durumu yıllar önce; “Aç köpek fırın deler” diye çok güzel ifade etmiş.
Her sabah bir zamla uyanmak, KDV’ye bile zam gelmesi, kişisel olarak insanımızı etkilediği kadar toplumsal olarak da olumsuz etkilemektedir.
Bir de madalyonun öbür yüzü var. Sanmayınız ki; Uşak için yapılan yatırımlara bu ekonomik gidişattan olumsuz etkilenmeyecek. Millet Bahçesini yapan müteahhit firma artan fiyatlar karşısında fiyat artırımına gitmeyecek mi? Gidecek
Yüzde 65’i tamamlandığı söylenen Güney Çevre Yolu’nun maliyeti katlanmayacak mı? Katlanacak. Yıllardır sürüncemede kalan Uşak ile ilgili bütün projelerde yaşanması olası fiyat artışları Uşaklıların cebinden çıkmayacak mı?
NOKTA…..
Salih KILINÇ