Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, dün kabine toplantısı sonrası emekli maaşına yapılacak zamla ilgili açıklamasında; "Asgari ücretten, memur ve emekli maaşlarına kadar bütçe imkânlarını zorlayan tasarruflarda bulunduk. Kamu işçilerinin yapılan toplu sözleşmelerinde ortaya çıkan tablo memur maaşlarında ilave bir düzeltmeyi zorunlu kıldı. Asgari ücret ve emekli maaşlarıyla ilgili huzursuzluk ortaya çıktı. Kimsenin mağduriyetinin kalıcı olmasına rıza göstermeyiz. Vergi artışlarından elde edeceğimiz geliri başka yerlere aktarmayı kabul edemeyiz. Bütçeyle ilgili çalışmaların semeresini gördükçe, kendini mağdur hisseden tüm kesimlerin gönlünü alacağız, bunu yılbaşı civarı neticelendirmeyi planlıyoruz” dedi.

Sayın Erdoğan’ın bu açıklamasını dinleyince aklıma Nasreddin Hoca’nın şu fıkrası geldi.

Hoca eşeğine verdiği samana zam gelince Hoca buna bir çare arar, “ne etsem ne eylesem” diye düşünürken eşeğine günde bir balya saman yerine yarım balya saman vermeye karar verir. Böylece masraflarını düşürecektir.

Biraz zaman geçer, bakar ki eşekte bir değişiklik yok, aynı şekilde çalışmaya devam ediyor. Hoca biraz daha hesap kitap yapar ve eşeğe yedirdiği yarım balyayı da yarıya indirir. Bakar eşek yine bir şey yokmuş gibi çalışmaya devam ediyor, eşek bildiği eşek çıt çıkarmıyor. Ertesi günlerde de verdiğinin yarısını verir, eşek çalışmaya devam eder.

Hoca, hesaba kitaba oturduğunda “geçmişte bu eşeğe ne kadar da masraf ediyormuşum” diye iç geçirir. Derken bir sabah kalkar bakar ki eşek hakkın rahmetine kavuşmuş. Hoca hüzünlenir, ölü eşeğinin başında; “Tüh, biraz daha dayansaydın sana aç karnına çalışmayı da öğretecektim” der.

Demek ki bu ülkede aylık 7500 TL maaş alan 10 milyonu aşkın emeklinin Nasreddin Hoca’nın eşeği kadar bile değeri yok. Açıklamalardan ve elime geçen emekli maaşından çıkardığım sonuç budur.

Biliyorsunuz, bir de Hocamızın meşhur; “ölme eşeğim ölme. Bahar gelince sana yonca yedireceğim fıkrası vardır. Sayın Cumhurbaşkanı da bize Nasreddin Hoca’nın eşeğine dediği gibi, “Ölme emeklim ölme 6 ay sonra sana yonca yedireceğim” diyor.

Şimdiden Euro 30 lirayı geçmiş. Dolar 30 TL eşiğine dayanmış. Altını hiç sormayın. 6 ay sonra bana vereceğin yüzde 25 -30 zam ne gönlümü alır ne de kelime merhem olur.

Hep söylüyorum. “Devlet emekliye maaş vereceğim” diye niye uğraşıyor ki? Doldursun kamyonlara. Hepsini sabun fabrikasına götürsün, sabun yapsın. Devlette kurtulsun bizde kurtulalım.  Ya da Nasreddin Hocanın eşeği olmaya devam edeceğiz.

Sayın Cumhurbaşkanım!

6 ay sonra bu emekli maaşı ile sağ kalan emekli bulursanız gönlünü alırsınız artık.

T.C. Vatandaşı olarak birbirimize de merhametimiz yok

Eşim Gül Hanım ve ben alış verişimizi daha çok yerli esnaf ve Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri Uşak’ta kurulan pazaryerlerinden yapmayı tercih ederiz. Uşaklı esnafımız kazansın isteriz.

Bugün 26 Haziran Çarşamba. Ben gazeteme haber ve yazılarımı hazırlarken Gül Hanım; “Ben Mende pazarına gidip hesaplı turşuluk biber bulabilirsem alayım da kışlık turşu hazırlayayım” diyerek pazara çıktı.

Çıkmasıyla eve geri gelmesi 20 dakikayı bulmadı. “Ne oldu? Pazarda turşuluk biber bulamadın mı?” diye sordum.

“Bulmasına buldum da köylü kilosuna 80 lira istiyor. Almadan geldim” diye cevap verdi.

Bu yıl, Antalya ve üretim yapan diğer illerden Uşak Haline meyve sebze gelmiyor. Üretici mevsim şartlarından ve ekonomik nedenlerden dolayı üretimi düşürmüş. Bu yüzden pazarcı esnafının çoğu tezgâh açamıyor. Meydan Uşak’ın köylerinden gelen üreticilere kalmış.

Tamam, “Köylü milletin Efendisi” diyor baş tacı yapıyoruz da…

İnsaf be kardeşim ele güne karşı bir kilo biber de 80 lira olmaz ki…

Doğa ile oynamayın sonra faturası ağır olur

Euronews.com İnternet Haber Sitesinin haberine göre; “Muğla‘nın Milas ilçesine bağlı İkizköy mevkiinde bulunan Akbelen Ormanı’nda iki yıldır devam eden doğa nöbeti, bu sabah jandarma ve TOMA engeliyle karşılaştı. 

Jandarma ekipleri, Akbelen'de maden sahasının genişletilmesi için ağaçların kesilmesine karşı çıkan köylülere biber gazı ve jopla müdahale etti.”

Burada bir şirket kömür çıkarmak için ormanda ağaç katliamı yapmak istiyor, köylüler de karşı çıkıyormuş. Maden sahasında zeytin ağaçları falan olduğu da söyleniyor.

Pazar yerinde kaliteli zeytinin kilosu 50 liradan başlıyor 90 liraya kadar çıkıyor. Biz, emekliler, kömür değil zeytin yemek istiyoruz. Temiz hava almak istiyoruz.

Durmadan “Yok doğalgaz bulduk”, “2024 yılında Akkuyu Nükleer santrali evreye girecek. Türkiye’nin enerji sorunu çözülecek”  diyordunuz. O vakit kömürü ne yapacaksınız?

Bırakın doğa olduğu gibi kalsın.

Sonra size faturası; toprak kayması, sel felaketi, kuraklık olarak gelir.

Salih KILINÇ

Editör: Seher ZEYBEK