O Karakıran sokaklar, arkamızdaki Uzunyokuş Sokak, kısacası Küçükçarşı’nın birçok yeri, Suriyeli Afganlı gibi başka uluslardan gelen insanların kullandığı bu fotoğrafta gördüğünüz üçtekerli elektrik araçlarla dolu.

Artık, Suriyelisi, İranlısı, Afganlısı onlara bir şey dediğim yok. Üçtekerli araçlarına da bir şey demiyorum. Ama birader, bu sıcakta o kadar pis kokuyor ki; dayanılır gibi değil. Birde o leş gibi beyaz mı kara mı olduğu belli olmayan çuvallarda dolu çöplerde sağa sola savruluyor.

Yani canlar!

Cehennem sıcaklarını yaşadığımız şu günlerde cayır cayır yanarken birde leş gibi kokan ve Uşak’ı çirkinleştiren bu çöplerin çilesini çekiyoruz. Tamam, geri dönüşümün başkentiyiz falan da. Dünyanın çöplüğü de Uşak mı birader?

Hayatımızın cehenneme döndüğü yetmiyormuş gibi, Uşak dışından gelen eşe dosta da rezil oluyoruz. “Uşak ne kadar pis bir şehir” sözlerini duydukça kahroluyorum. Eskiden Uşaklı ihtiyaç sahibi insanlara dört tekerli araçlarını iterek çöpleri karıştırırdı. Şimdi, yerini yurdunu yitirmiş bu garibanlar 3- 5 kuruşa geri dönüşüm şirketlerinin verdiği araçlarla yaşamaya çalışıyor.

Onlar aşamaya çalışıyor, tekstilciler para kazanıyor, Uşak geri dönüşümün başkenti oluyor. Eyvallah da cezasını çekmek niye biz Uşaklılara düşüyor? Onu anlayabilmiş değilim. Bizim suçumuz Uşaklı olmak mı?

Madem bu araçlar çöp toplayacak. Mahalle aralarında değil de ne biliyim boş arsa gibi yerlere bir istasyon ya da merkez gibi bir yer yapılır, bunlarda işini orada görür. Sokak aralarına girmez. Bizde Uşak dışından eşe dosta rezil olmayız. Sokaklarda temiz kalır.

‘cinayeti kör bir kayıkçı gördü

ben gördüm kulaklarım gördü’

                                                      (Atilla İlhan)

                                                      

Hep söylüyorum: Uşak çok sahipsiz kalmış. Önceki gece Halk TV’de bir programa çıkan gazeteci Cengiz Erdinç 2020 yılında Türkiye’de en çok suç işlenen 10 il arasında Uşak’ın adını da saymış.

Burası ne kadar doğru bilemiyorum. Ama Uşak’ta gece gündüz işlenen bir suç var. Herkes görüyor. Ne kimse bir şey söylüyor Ne de resmi makamlar harekete geçiyor. Şu modfiyeli kuşlu araçlarıyla gece gündüz sözüm ona müzik dinleyen ya da aracından böğürtü sesi yükselen kırolardan bahsediyorum.

Bu yaratıkların hiç zaman mevdumu da yok. Sabahın yedisi, gecenin üçü, hiç fark etmiyor. Sabah işe giden mi var? Gece vardiyasından gelmiş, uyması gereken emekçi mi var? Hasta mı var? Bebek mi uyuyor? Hiç umurunda değil bu yaratığın…

İnsan değil ki, insana saygısı olsun.

Uşak’ta bu araçlarıyla koca kenti canından bezdiren yaratıklara bir şey diyecek bir resmi makam yok mu?

Uşak Emniyet Müdürümüz Sayın Mehmet Ali Kolcu kentimize sefa geldiniz hoş geldiniz…

Umarım bu tekerlekli diskolarıyla koca Uşak’ı canından bezdiren insan taklidi yapan yaratıklara karşı bir şey yaparsınız.

Yeni görevinizde başarılar dilerim.

Salih KILINÇ

Editör: Seher ZEYBEK